Ne Mutlu Türk'üm Diyene
UniBozkurt
M.Kemal Atatürk Basbuğ A.Türkeş S.Ahmed Arvasî'nin Makaleleri Atsiz Ata'nin Makaleleri
Allah : Yaratan, yapıp-eden, ezeli, ebedi
olan, varlığında başkasına muhtaç olmayan, eşsiz, ortaksız kudret.
Afüvv : Affeden, hataları, günahları
bağışlayan.
Ahad : Zatında, varlığında tek olan
Âhir : Sonu olmayan.
A'lâ : En yüce
A'lem : En iyi bilen
Âlim : Tüm bilgilerin kaynağı olan, her şeyi
gereğince bilen.
Alim : Her şeyi bilen, bilgi bakımından eşi
benzeri olmayan.
Aliyy : Yüceliğin kaynağı ve sahibi. Ulu
Azim : Ululuğun kaynağı ve sahibi, çok yüce
Aziz : Kudret ve onurun kaynağı ve sahibi.
Çok güçlü, çok onurlu
Bâri : Var eden, varoluşu kotarıp yöneten
Basir : Görme gücünün kaynağı, en iyi
şekilde gören. Her şeyi gören.
Bâtın : Gözle görülemeyen, her şeyde
kendinden bir güç bulunan.
Bedi' : Var eden, yarattıklarını ahenk ve
güzellikle donatan.
Berr : İyilik ve lütfu sonsuz olan. Eşsiz
cömert.
Câmi : Toplayan, bir araya getiren. Mahşer
günü tüm insanları, hesap vermek üzere huzuruna toplayan.
Cabbâr : Yapılmasına karar verdiği şeyi,
dilediğinde zorla yaptıran.
Ekrem : Cömertlerin cömerdi, cömertliği
sonsuz.
Evvel : İlk. Başlangıcına zaman belirlemek
söz konusu olmayan.
Fâlık : Yarıp parçalayarak ortaya yeni bir
şey çıkaran; tohumun ve dânelerin içinden yeni bir şey çıkaran.
Fâtır (Fâlık) : Yaratan. Birtakım varlıkları
yarıp parçalayarak yeni varlıklara ve oluşlara vücut veren.
Fettâh : Açan. Fetih ve zafer lütfeden.
Kolaylık sağlayan.
Gaffâr : Dilediğinden, günahları beklenmedik
şekilde affeden.
Gâfir : Bağışlayıcı, affedici.
Gafür : Sürekli bir biçimde günahları
affeden.
Galib : Her hal ve şartta galip gelen.
Gani : Zengin. Zenginliği sınırsız olan.
Yanında herkesin yoksul kaldığı kudret.
Haalik : Yaratan, var eden.
Habir : Her şeyden en iyi biçimde haberdar
olan.
Hâdi : Hidayet veren. Doğruya, iyiye ve
güzele kılavuzlamada en yüce kudret.
Hafiy : Lütufkâr.
Hâfız : Koruyan, her şeyi ezberinde tutan.
Hafiz : Koruyup gözeten. Her şeyi kontrol ve
gözetimi altında tutan.
Hakim : Tüm hikmetlerin kaynağı. Her
yaptığında mutlaka bir hikmet bulunan.
Hakk : Gerçeğin kaynağı ve belirleyicisi.
Her yaptığı ve emri gerçeğe en uygun olan. Hakkın ve hukukun kaynağı kaynağı ve
belirleyicisi.
Halim : Davranışlarında yumuşak ve şefkatli.
Sertlik ve katılıktan uzak olan.
Hallâk : Yaratışı sürekli olan.
Yarattıklarında sürekli yeni boyutlar ve türler oluşturan. Yaratışındaki
yoğunluk ve çeşitliliği izlemek mümkün olmayan.
Hâmid : Her türlü övgünün sahibi ve muhatabı
olan. Dilediğini, dilediği şekilde öven.
Hasib : En iyi ve en hassas biçimde hesap
soran. Tüm yarattıklarını ince bir hesaba uygun olarak var eden.
Hayy : Sürekli diri. hayatın kaynağı.
Kendisi için ölüm sözkonusu edilemeyen.
İlah : Tapılmaya layık tek kudret. Yüce,
eşsiz.
Kaadir : Kudretin kaynağı ve sahibi.
Kaahir : Yarattıkları üzerinde hüküm ve
egemenlik kuran. dilediğinde kahır ve baskıyla sindiren.
Kadir : Gücü her şeye ulaşan, her şeyde
hissedilen.
Kâfi : Hem kendisine hem de yarattıklarına
yeten. Kullarının her türlü istek ve ihtiyaçlarına, araya başkası girmeksizin
cevap veren.
Kahhâr : Gerçeği örtüp, buyruklarına karşı
çıkan inkarcıları kahrı altında ezen.
Karib : Çok yakında olan. Kullarına şah
damarından daha yakın olan. Yakarış ve çağrıları duymada hiçbir aracıya, alete
gerek bırakmayan.
Kavi : Gücü bizzat kendinden olan. Gücünü
kullanmada hiçbir buyruğa ve yönlendirmeye muhtaç olmayan.
Kayyûm : Kudretin kaynağı. Kudretiyle her şeyi kıvamında tutan.
Kebir : Tüm büyüklük ölçülerinin
kavrayamayacağı şekilde büyük olan.
Kerim : Lütfu hep işleyen, cömert.
Kuddûs : Tüm kutsallıkların kutsadığı tüm
varlığın tesbih edip yücelttiği. Tüm noksanlıklardan arınmış, tüm yüceliklerle
donanmış olan.
Lâtif : Gözle görülmeyen. Lütfu ve bağışı
çok olan.
Malik : Sahip olan.
Mecid : Cömertlik ve ululuğun kaynağı,
cömert ve ulu.
Melik : Güç, saltanat ve yönetimin en yüce
sahibi.
Melîk : Mülk ve saltanatı dilediği gibi
dağıtan.
Metin : Her hal ve tavır karşısında sebat ve
dayanıklılığını koruyan. Güçlü, zorlu.
Mevlâ : Koruyup gözeten, destek veren.
Sevdiklerinin her hal ve şartta yanında bulunan.
Mucîb : En iyi şekilde, en kısa zamanda
cevap veren. Kullarının istek ve yakarışlarına aracısız cevap veren.
Muhît : Her şeyi çepeçevre kuşatan.
Muhyî : Yaratan, hayat veren. ölüleri
dirilten.
Mukît : Yarattıklarının gıda sistemlerini,
beslenme tarzlarını belirleyen ve her birinin gıdalanmasını yerli yerince
düzenleyen.
Muktedir : Gücünü, kendisi tarafından
belirlenen ölçüler ve planlar dahilinde görünür hale getiren. Gücünden,
yarattıklarına belli oranlarda nasip veren.
Musavvir : Şekil, renk ve desen veren.
Görünüş kazandıran, görünüşü ahenkli kılan.
Müheymin : Hükmü altında tutan.
Yarattıklarının, kendisi tarafından belirlenen ölçülere uygunluğunu denetleyen.
Mümin : İnanan, güvenen. İnsana bir takım
emanetler bırakan. Güven ve iman sunan. Kendisine iman edenlerle yakın ilişkiler
içinde olan.
Müsteân : Darda ve zorda kalanın başvurduğu,
yardım dilediği kudret. Kendisinden yardım ve destek istenen.
Müteâl : Aşkın, yüce. Akıl ve bakış
ölçülerinin ulaşamayacağı boyutlarda olan.
Mütekebbir : Ululuk ve yüceliğin kaynağı
olan. Kibre, böbürlenmeye sapanları hizaya getiren.
Nasir : Yardım eden. Yardım etmede yer,
zaman ve sınırı kendisi belirleyen.
Nûr : Işık. Işığın aydınlığın, yol
gösterişin, erdirişin kaynağı ve yöneticisi olan.
Rab : Besleyip, terbiye edip eğiten.
Yarattıklarını belirlediği bir programa uygun olarak, birtakım hedeflere
götüren. Tekâmülü programlayıp yöneten.
Râhim : Rahmet ve merhameti sınırsız olan.
Dünya hayatını buyruklarına uygun biçimde yaşayanlara, ölüm sonrasında özel
rahmet sunan.
Rahman : Rahmeti sonsuz olan. kendisine
inanan-inanmayan herkese rahmet ve merhametinin tüm nimetlerini ayrım
yapmaksızın sunan.
Rakîb : Kontrol eden, gözleyip gözetleyen.
Raûf : Acıma, şefkat ve esirgemesi sınırsız
olan.
Refi' : Yüceliğin sahibi ve tüm yüceliklerin
dağıtıcısı olan. Dilediğini, dilediği makam ve yüceliğe çıkaran.
Rezzâk : Yarattığı tüm varlıkların
rızıklarını bol bol veren.
Samed : Tüm ihtiyaçların, niyetlerin,
övgülerin, yakarışların yöneldiği eşsiz kudret.
Selâm : Esenlik, barış ve mutluluğun
kaynağı. Esenlik, barış ve mutluluğun nasıl sağlanacağını gösteren.
Semî' : En iyi şekilde işiten, duyan. Her
şeyi işitip duyan.
Şâkir : Şükredenleri duyup ödüllendiren.
Kendisine şükredenlere teşekkür eden.
Şehîd : En yüce tanık. Her şeyi görüp
gözetleyen. İnsana, görüp gözetleme, tanıklık etme gücü veren.
Şekûr : Bütün şükürlerin yöneldiği kudret.
Şükredenlere daha fazlasını veren. Şükredenlere teşekkür eden.
Tevvâb : Tövbeleri çok kabul eden. Tövbe
nasip eden. Kendisine yönelenlerin, bu yönelişlerini karşılıksız bırakmayan.
Vehhâb : Bağışı sınırsız olan. sürekli ve
sınırsız bir biçimde bağışta bulunan.
Vâhid : Sıfatlarında, özelliklerinde tek ve
biricik olan. Kullarının, ibadet ve yönelişlerinde kendisine herhangi bir
varlığı eş ve aracı tutmamalarını isteyen.
Vâris : Bütün mülk ve saltanatların, sonunda
kendine teslim edildiği kudret. Dilediğini, dilediğine mirasçı kılan. barış
severleri mülk ve yönetime sahip kılmayı esas alan.
Vâsi : Kudret ve belirişi süreçle açılıp
saçılan. Varlığı sürekli genişleten. Yaratışı ve yarattıklarını dilediği şekilde
artırıp genişleten.
Vedûd : Sevginin kaynağı olan. Seven.
Sevdiren. Sevme-sevilme ilişkisini kotaran. Tüm sevgilerin en son ve en yüce
gayesi olan.
Vekîl : Gücü ve yönetimi kullanan. Kendisine
teslim olanlara vekalet eden. Son söz ve yetkiyi elinde bulunduran.
Velî : Dost, yardımcı, destek veren.
Kendisine inananların dostluğunu kabul eden. Kendisine inananların en güvenilir
dost olarak yalnız kendisini kabul etmelerini isteyen.
Zâhir : Her şeyde tecelli eden. Tüm
yarattıklarında kendisinden görünebilir izler, işaretler bulunan.
Site Içerigi:
Köse Yazarlari: