Web Sitede

Ne Mutlu Türk'üm Diyene
UniBozkurt

M.Kemal Atatürk     Basbuğ A.Türkeş     S.Ahmed Arvasî'nin Makaleleri    Atsiz Ata'nin Makaleleri

Pınar Satılmışın Açıklamasıdır...



Merhaba kardeşlerim,ben Pınar ablanız,sizin deyiminizle Pınar Satılmış ya da Alişan Satılmış’ın karısı... Bana göre sade ülkücü ve sizler gibi bir yiğit delikanlı yetiştirmeye çalışan özbe öz Türküm,Türk anasıyım..
Beni dikkatle okumanızı rica ediyorum.
Rahmetli Başbuğ derdi ki; İnsanlar; yoksulluğa, açlığa, susuzluğa tahammül ederler,fakat adaletsizliğe, hor görülmeye, aşağılanmaya asla müsaade, müsamaha etmezler.



Size ilk ve son kez cevap vermek için buradayım. Kimseye bir şey izah etmek zorunluluğu hissetmeyişime rağmen öyle temiz öyle kıymetlisiniz ki benim için, kirlenmenizi istemiyorum,izahım bundandır. Yaşım şu an 34 beni bilen bilir 13 yaşında girdim ülkü ocaklarına ve hiç ayrılmadım,halen parti ocak ve sendika genel merkezlerinden ayrılmam, teşkilatçılığıma ülkücülüğüme laf söylemek beni ölçmek yargılamaya çalışmak kimsenin haddi değildir.Şayet tertemiz beyinlerin ruhların kirlenmesi olmasa,söyleyeni de ciddiye almam umursamam aslında…

Genel başkanından küçük çocuğuna sanatçısına kadar ülkücülükle az bir alakası olan her hangi bir ülküdaşımla teşkilat çalışmaları için gezdiğim 40küsur şehirden birinde mutlaka bir şekilde yolumuz kesişmiştir Tekrar ediyorum Cenabı Allah gibi kulları da bilir ki ben iyi bir ülkücüyüm ve hiçbir şeye davamı değişmedim, değişmem.

Ben aslında; orta okulda Cemil Meriç, Mümtaz Turhan, Erol Güngör’leri okuyup bitirmiş biri olarak, okullarını dereceyle okumuş ama teşkilattan hiç ayrılmamış,kişisel hiçbir tavıra takılmamış hala canla başla çalışan aktif bir ülkücü olarak, gençliğin neden kişisel olaylarla bu kadar uğraştığını da merak ediyorum.Başım dik alnım ak ama, bu olayın doğru yada yanlışlığı millet olarak camia olarak meselelerimizi mi çözecek acaba? Kaç kitap okudunuz, günde kaç insana faydanız dokunuyor, kaç yazınız makaleniz var, ata biniyor musunuz, araba kullanabiliyormusunuz ,silahkullanmayı biliyor musunuz,kaç yabancı diliniz var, öz diliniz Türkçe’yi ne kadar doğru kullanıyorsunuz,spor yapıyor musunuz, kaç şehit ailesi ziyaret ediyorsunuz ya da ettiniz, yanlışta olan birini düzeltmek için yetiştirmek için bir çabanız var mı, kırgınlık bezginlik içindeki insanlara teselli oluyor gönüllerini alıyor musunuz? Kulluk bilincinizi koruyormusunuz,İbadetlerinizden hangisini yerine getiriyorsunuz?

Bunları yapın sonra hakkımda fikir yürütün ya da karşıma gelip bana soru sorun olur mu.



Hadise şudur; TBMM’den görevden alındıktan sonra hakkı gaspedilen ülkücü bürokratlar olarak mahkemeye başvurarak akp yi ve bülent arıncı dava ettik.Size arınçı anlatacak değilim herkes biliyor .ülkücülere özel düşmanlığı olan inanılmaz hırslı çok kötü kalpli, zehir dilli,gerçekten vebalden korkmayan biri..Açtığımız dava ile alakalı olarak TBMM’de birlikte görev yaptığımız arkadaşlarım Naci Kalay, Harun Arslan gibi şu an ismini hatırlamadığım 9 arkadaşımla makamına çağrıldığımız genel başkan Devlet Bahçeli, gerekli bilgileri alıp dava ile ilgili talimatlarını verdikten sonra ” MHP’nin meclis dışında kaldığı bu dönemde mevzileri muhafaza etmeye gayret ediniz ülkücülerin size her noktada ihtiyacı var.kişisel çaba ve ilişkilerinizle herhangi bir görev verildiğinde mutlaka değerlendirin bu konuda camiadan size vicdansızca saldıracak insanlara kulaklarınızı ve kalbinizi kapayın” demiştir.Davanın seyrini sağlıklı takip açısından bir yolunu bulup meclis içinde bulunmak gerekiyordu. İş arkadaşlarımdan biri vasıtasıyla bana zikredilen şahsın danışmanlığı teklif edildiğinde,bu husus da göz önüne alarak Alişan Satılmış,ocak genelbaşkanı olması sebebiyle Atilla Kaya, beni göreve getiren meclis başkanlığı görevi nedeniyle de Aysel-Ömer İzgi’yi haberdar ederek -hepsinin onayı olarak- danışmanlığa başladım. Başlarken CHP grubuna ya da genel merkezine gitmemek sadece vekil odasında kalarak rutin bürokratik işleri takip etmek şartıyla çalışacağımı belirtmiştim.Benim meclise yeniden dönmem ve bu sefer insiyatif kullanamayan arınç bundan okadar rahatsız oldu ki nasıl olduysa,bir gazetede “chp li vekile ülkücü danışman“ başlıklı yazı çıktı bu yazıdan deniz baykal rahatsız oldu hocayı uyardı,ve toplam 11 gün çalıştım. MHP grup müdürü Hüsnü Uğur ve müşavir Gülseren Çetin’in yanında Yaşar Nuri Öztürk hoca, ”parti grubumda MHP’li biriyle çalıştığım için eleştirildim ama ben de eski MHP’liyim ülkücüler beni sever,ben de ülkücüleri seviyorum “demiştir.Hatta arınçın ”hocam lütfen başka birini danışman al,ben onu görevden aldım bu evraka imza attırma bana,sözümü yedirme” demesine rağmen, beni yanında başlatarak “MHP mecliste yok,sizin haklarınızı korumak da bizim vazifemiz “ demiştir.

Bunlar bir gerekçe ve açıklama değil aslında ama Sadece sığ dimağlar böyle şeylerle tatmin olduğu için bunları ilk ve son kez açıklıyorum.

Kart parfüm vs olayları ile hiçbir ilgim yoktur zaten devlet memuruyum ve şükürler olsun trafik dahil tek sabıkam soruşturmam yoktur.Aklı biraz çalışan birisi, gazete haberinin savcılık için ihbar ve dava sebebi olacağını bilir. Ne adresimi,ne işimi ,ne ismimi ,ne de polat alemdar misali suratımı değiştirdim hala buradayım!

Konu burada izah edilemeyecek kadar “derindir” tabii sazanlar atlayıp mutlu olsun diye de bahane çıkmıştır.Ama gördüm ki bu şahıslar için bu anlamda vicdan,aklı selim,adalet, vs bir önemi yoktur. O kadar ki ;kendini hakiki Ülkücü Türkçü falan addeden bir takım kardeşlerim,benim ömrümün önüne geçirdiğim bilfiil 22 yıl biriktirdiğim her türlü emeğimi hiçe sayıp da, akp‘li bi yalancının gazına gelen soysuz yahudi hatta ateist paçavrasının iki satır yazısını link atıp, hatta üşenmeyip bizzat yazıp referans gösterebilmektedir….Bu konuda sorumluları burada mahkemeye, ahirette Allaha havale ettim.Ne yazık ki mahkemeye verdiğim ülkücü düşmanlarından çok ülkücü kardeşlerimin bu vicdansızlığı beni üzmüştür.Ülküdaşlarımın bir ülkücüye bu kadar gaddar olması beni üzmüştür.Biz bu değiliz! Ama bunu on katı da muamele olsa hiçbir ülküdaşımı mahkeme kaydına geçirtmem,elalemi düşmanı sevindirmem, ar ederim!

Şunu da çok net ifade etmek isterim ki; adaylık vekillik, vs u-mu-rum-da-de-ğil!!

-Allah sevdiklerimizin acısını göstermesin- kaybedecek ya da korkacak hiçbir şeyim yoktur.Fikir, iman, ülkü aşkı ... İnsanları güçlü yapan bunlardır.

Ben sorumluklarımı yerine getiririm,gerisini takdir mekanizması teşkilatın başı bilir.Basından takip ettinizse Genel başkanımız daha fazla bayan aday olmasını arzu ettiğini söylemiştir ben de son başvuru günü saat 16:da gidip başvurmuş,Çok şükür teşkilatımı da bölgemde gayet güzel temsil etmişimdir.Ancak sonrasını hiç ama hiç hesap etmemiş esas hesabın Cenabı Allah olduğunu o ol derse olunacağını bütün çevreme söylemişimdir.Genç insanlar olarak, benim aday olmam yada olmamam konusunda sizden daha somut fikirler beklerdim doğrusu… Çalışmalarımı gördünüz mü,yazılarımı okudunuz mu, eğitimim ne hizmetim ne beceri bilgim ne ve karakterim ne herhangi bi fikriniz var mı acaba? Bu vebalden nasıl kurtulacaksınız?

Bu arada şunu da açıkça belirtmek isterim ki,Alişan Satılmışla o ya da bu sebeple ne derdiniz varsa lütfen direk kendiyle uğraşın benim üzerimden davranmak erce değil..Ben bir ülkücü ve bir anneyim,nasıl ki Alişan başkanın çevresinden ismini kullanmaktan bir menfaat elde etmek düşüklüğünü göstermiyor her şeyi kendi hak ettiğim ölçüde yaşıyorsam, üzerinden düşmanlığı da reddediyorum..

Bu manada her şeye rağmen farklı davranın ki düzenin adamlarından(–adam – kelimesi sözgelimi kullanılmıştır uşak manasında) bir farkınız olsun…

Bu sözlerim kem niyetlilere..Bundan önce olduğu gibi bundan sonra da hiçbir Allah kulu karşıma geçip bana cümle söyleyemez,önce benim kadar yaşamak,emek vermek kaydıyla,büyüklerime boynum kıldan incedir..hepinizi Allaha emanet ediyorum.TTK!



“insan yaşayacaksa,adaletin hatırına yaşamalı’”



Ayşe Pınar AKI (SATILMIŞ)

 


Yorum Ekle

Yorumlar (3)

Davamız Yaşamımızdır... Bir ülkücüyü, dünya üzerindeki diğer insanlardan ayıran yegâne özelliği kuşkusuz ki yaşantısıdır. Davasını, yaşantısına yayması, kendi yaşantısını bu uğurda şekillendirmesidir. Davamızın ve dolayısıyla yaşantımızın temelini; sahip olduğumuz birlik, kenetlenme ve sahip çıkmak hissiyatı oluşturmuştur. bundan sonra da ancak bu hissiyat değerlerimizi ve davamızı ayakta tutacaktır. Rahmetli Başbuğumuz'un bize bıraktığı en büyük miras da tahmin ediyorum ki bu bilinçtir. Bu anlamda Pınar hocamı tanıyan, tanıdığını düşünen bir ülküdaşı, kardeşi olarak; attığı ve yarınlarda atacağı her adıma, teşkilata olan bağlılığına kayıtsız ve şartsız kefaletimi sunarım. Kendisini, biraz olsun tanıyan hemen her insanın(gerek teşkilatın içerisinden, gerekse de özel yaşantısından) da bu konuda en ufak bir tereddüt yaşamayacağı kanaatine sahibim. Hocamın ne yapıp, ne yapmadığını bilmeyenler teşkilatımızın büyüklerine danışıp, fikir edinebilecekleri gibi, davasına bağlılığını sorgulamak gafletine düşenler de aynı metoddan faydalanabileceklerdir. Tam bu noktada Pınar hocamın yaptığı açıklamayı, içtenliğini pekiştirmek adına rahmetli Başbuğumuzun bizlere öğrettiklerine kulak vermeyi faydalı bulmaktayımdır: "İnsanlar, sıkıntıya katlanabilirler. Yorgunluğa, meşakkate katlanabilirler. Fakat haksızlığa katlanamazlar! İnsanları mutsuz eden en mühim durum: haksızlığa uğraması, haksızlık görmesi, haksızlık ve adaletsizliklerle karşılaşmasıdır."(Alparslan TÜRKEŞ - Hürriyetçilik ve Şahsiyetçilik) Bu anlamda getirilen asılsız eleştiriler, en basit şekli ile "haksızlık" ve "adaletsizlik" olarak ifade edilebilecektir. Saygılarımla...
Gönderen:i.Selim ÖZMEN 2009-10-14 19:04:40


Kendisini uzun yıllardır tanıdığım arkadaşım maalesef hayatın acı gerçeği olan bir durumu gözler önüne sermiş. çamur at izi kalsın, bir nedenden onu hasım görenler de bunu hemen kullansın. ben siyasi görüş olarak ülkücü değilim mhp ye de bir kez oy verdim.ülkemizde bir sizin camianızda değil,ne yazık ki her alanda bu vicdansız duyarsız sorumsuz anlayış ve yaklaşım hakim. Özellikle de medyada.Pınar hanım kendinin de belirttiği gibi hiç kimsenin eteğine sığınıp, ya da isminden yararlanıp değil yüreğinden ve inançlarından aldığı güçle yaşayan,üzerine düşen bütün sorumlulukları eksiksiz yerine getiren tanıdığım en düzgün insanlardan biridir. ülkemize has bu duyarsız vicdansız yaklaşımın sonucu ortaya çıkan sonucun faturasını ona kesmek haksızlık olur vicdansızlığa ortaklık olur.izin ve icazet alarak yaptığı bir görevden sonra ortaya çıkan zaten ülkenin derin yarası olan iktidardan olmayanları yok etme hamlesine kurban gittiğinden dolayı onu yargılamak ne kadar anlamsızsa, sonucunda oturup kolayca ahkam kesmek de o kadar basit kalır. üstelik bu kadar Türk'e ve töresine bağlı biri için..ilk akp kurbanlarından olan Pınar Hanım'ı bilip bilmeden eleştirenlerin bir çoğu bü gün aynı şekilde kurban olmuş feryat etmektedir.illa kendi canımız yanan kadar anlamamalı mıyız? hiç bişeyini onaylamıyorsanız anneliğine saygılı olun çünkü herkesin bir annesi var.kimseyi suçlamak istemem sadece biraz empati ve vicdan diyorum. tanımayan yorum yapma hakkını nerden elde edebiliyor ne kadar ayıp.
Gönderen:Tennur BARUT 2009-09-18 23:54:49


Pinar Hanimin kendiligine gore hakli yanlari bulunabilir ama kendine gore? Teskilatciliktan ve ocak ruhundan bahsederken, TURK TORE sini unutuyor.Bizler her mevkide her konumda bu millete hizmet edebiliriz. Kamu calisani olarak kendi kurumunda kalmasi daha yerinde olurdu ve meclis tazminati,sosyal haklarindan vazgecmesi ulkucu tavir olarak Alisan Bey in esine yakisirdi.
Gönderen:Huseyin Dagdeldi 2007-11-13 21:16:11


Site Içerigi:

Köse Yazarlari: